MADDE 307- (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”

O halde davadan feragat edebilecek taraf davacıdır. Davayı kabul edebilecek taraf ise davalıdır. “Talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir diyor. O halde davadan feragatin konusu, dava konusu yapılmış olan talep sonucudur. Dava konusu yapılmamış olan bir talepten feragat söz konusu olamaz. Örneğin bir kısmi dava açsak ve o davadan feragat etsek dava dışı bıraktığımız kısımdan feragat etmiş sayılmayız. Kısmi davada anlatmıştık. Eski kanuna göre kısmi dava açtığımız dava dilekçesinden açıkça anlaşılmıyorsa, kalan kısımdan zımnen feragat etmiş sayılıyorduk. Artık açıkça kısmi dava açmamız şart değildir, örtülü kısmi dava açmamız da mümkündür.

Davadan feragatin konusu talep sonucudur, davaya konu yaptığımız haktır. Talep sonucuna dahil olmayan haktan feragat söz konusu olmaz.

Davadan feragati, davanın geri alınması ile karıştırmamak gerekir. Davanın geri alınması; davacının açmış olduğu davayı şimdilik geri çekip daha sonra o davayı açma hakkını saklı tutmasıydı. Davanın geri alınması ancak davalının açık rızası ile mümkündü. Kanun koyucu bir daha dava edilebilme ihtimali olduğu için davanın geri alınmasını davalının açık rızasına bağlamıştır. Davanın geri alınması sadece davanın derdestliğini sona erdiriyor. Geri aldığımız davada asla talep sonucundan, maddi hukuka ilişkin hakkımızdan vazgeçmiş olmuyoruz. Sadece davanın görülebilirliğini, derdestliğini geri çekiyoruz. Daha sonra dava açma hakkımızı saklı tutuyoruz.

Feragat hem o davaya konu yapılan hakkı hem de davayı sona erdirir. 100 bin liralık davayı geri aldığınızda davayı tekrar açabilirsiniz. Ama 100 bin liralık davadan feragat ettiğinizde davayı tekrar açamazsınız. Çünkü kanuna göre feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur.

Feragat açık ve kesin yapılmalıdır. Şarta bağlı feragat geçersizdir. Şarta bağlı feragat olsa olsa sulh teklifi olabilir, karşı taraf bu teklifi kabul ederse o zaman sulh nedeniyle dava sona erebilir. Sulh şarta bağlanabilir.

Feragatte vekile özel yetki verilmesi gerekir. Davanın geri alınmasında vekile özel yetki verilmesine gerek olmadığı kabul ediliyor. Feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu için davayı tekrar açamayız. Ama geri almada davayı tekrar açmamız mümkün.

Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.  Davayı kabul edecek taraf ancak davalı olabilir. Feragat edecek taraf davacı olabilir. Davayı kabul etmenin konusu talep sonucudur.

Davayı kabulü de ikrarla karıştırmamak gerekir. Bazen davada tek bir vakıa varsa o vakıayı ikrar etmek kabul sonucunu doğurmaktadır. O durumda da avukata özel yetki verilmesi gerekir. Kabul kısmen de tamamen de olabilir.

Feragatin bir özelliği bulunmaktadır. Kural olarak her davadan feragat edilebilir. İstisnai olarak feragatin sonuç doğurmayacağı davalarda bulunmaktadır. Hâkimlerin fiilinden dolayı devlete karşı açılan sorumluluk davasından feragat edemeyiz. İİK’na göre iflasa karar verildikten sonra iflas davasından feragat edilemez. Cumhuriyet Savcılarının açtıkları davalarda taraflar dava üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamaz diye kanunda açık hüküm bulunduğu için(HMK m.70/3), Cumhuriyet savcısının yer aldığı hukuk(ceza değil) davalarında feragat sonuç doğurmaz.

Bazı davalara actio dublex yani çift taraflı davalar diyoruz. Mesela, ortaklığın giderilmesi davası. Ortaklığın giderilmesi davalarında taraflar hem davacı hem davalıdırlar. Bu yüzden taraflardan birisi davadan feragat etmişse diğerleri de davacı sıfatına sahip oldukları için hakim o taraflara siz devam etmek istiyor musunuz diye sorar. Onlar davaya devam etmek isterlerse davaya devam edilir. Bu nedenle ortaklardan birisinin davadan feragat etmesi davayı sona erdirmez. Bunun gibi sosyal sigortaların süresi tespiti davalarından feragat edilemez; konkordato tasdiki, kadastro davalarında feragat kabul edilemez.

Resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalardan dahi feragat mümkündür. Mesela, babalık davasından, boşanma davasından feragat edilebilir. Feragatin söz konusu olması için davada geçerli olan yargılama ilkesi önemli değildir. Çünkü tasarruf ilkesi gereği, hiç kimseyi dava açmaya, açtığı davayı sonuna kadar götürmeye zorlayamayız.

Ancak kabul, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda sonuç doğurur. Eğer tarafın dava üzerinde tasarruf yetkisi yoksa kamu düzenini ilgilendiren bir davaysa, emredici hükümlerle korunan bir davaysa, kabul sonuç doğurmayacaktır. Medeni Kanun’un boşanmaya ilişkin hükümlerine göre ikrar, kabul hakimi bağlamaz. Üzerinde tasarruf yetkisi olmadığı davalarda kabul mümkün değildir. Ancak istisnai durumları hariç kalmak koşuluyla feragat mümkündür.

Feragat ve kabul, dilekçeler ve yargılama aşamasında sözlü olarak yapılabilir. Yani iki duruşma arasında dilekçeyle feragat veya kabul edebileceğimiz gibi duruşmada sözlü olarak davayı kabul ediyoruz veya davadan feragat ediyoruz diyebiliriz. Sözlü yapıldığı zaman mutlaka bu durumun tutanağa yazılması gerekir. Yüksek sesle tarafa okunması ve ilgili tarafın tutanağın altına imzasının alınması gerekir. Aksi halde geçersizdir. Sonucu itibariyle hakkı sona erdirdiği için, sözlü olarak yapıldığında tutanağa geçirilerek altının imzalanması geçerlilik şartıdır.

Feragat ve kabul tek taraflı usul işlemleridir. Feragatin veya kabulün sonuç doğurması diğer tarafın onayına bağlı değildir. Gerçekten haklı olduğumuz bir davadan da feragat edebiliriz. Hakim haklılık araştırmasına giremez. Feragat ve kabulün sonuç doğurması ne mahkemenin ne de diğer tarafın kabulüne bağlıdır. Şüphesiz ki hakim feragat ve kabulün geçerli olup olmadığını, en azından kanunun aradığı şekilde yapılıp yapılmadığını, feragat edilebilecek kabul edilebilecek bir dava olup olmadığını, avukat yapıyorsa özel yetkisi olup olmadığını inceleyecektir. Ama geçerli bir feragat ve kabulün sonuç doğurması için mahkemenin de diğer tarafın da onayı gerekmeyecektir. Bunlar tek taraflı yenilik doğurucu işlemlerdir.

Feragat ve kabul kayıtsız şartsız yapılmalıdır. Şarta bağlı feragat ve kabul geçerli değildir. Olsa olsa, sulh teklifi olarak diğer tarafa yöneltilebilir.

Davadan kısmen feragat veya kısmen kabul halinde, feragat edilen kısmın dilekçede veya tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Bu durumda feragat edilen kısım için dava sona erer, feragat edilmeyen kısım için davaya devam edilir.

Bir davada ne zamana kadar kabul ve feragat işlemleri yapılabilir? Acaba sadece ilk derece yargılamasında mı davadan feragat veya davayı kabul yapabiliriz? Temyiz süresi içerisinde bu işlemleri yapabilir miyiz? Dava derdest olduğu sürece her zaman feragat ve kabul mümkündür. Dava derdestliğini muhafaza ettiği sürece feragat, kabul ve sulh mümkündür. Bir dava ne zaman derdest olur? Dava açıldığı andan hükmün şekli anlamda kesinleşmesine kadar derdest olur. Yani davanın açıldığı andan hükmün şeklen kesinleşmesine kadar feragat ve kabul edebiliriz.

Hüküm verildi, temyiz süresi içerisinde davadan feragat edebilirim. Veya Yargıtay’a gittiğinde feragat ve kabul edebilirim.  Yargıtay kararı bozdu, dosya mahkemeye geldi, tahkikat açıldı; feragat ve kabul yine mümkündür. Ama hüküm kesinleştikten sonra feragat ve kabul olmaz. Çünkü dava ortadan kalkar.

Temyiz süresi içerisinde de feragat ve kabul mümkündür (hüküm şeklen kesinleşinceye kadar).  Dosya Yargıtay’da iken feragat edersek Yargıtay ne yapacak? Yargıtay, feragat gereğince karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine diye karar verecektir. İlk derece mahkemesi de davanın feragat üzerine reddine karar verecektir. Yargıtayın yeniden yargılamasına gerek olmadığı için kendiliğinden karar verebileceği usul ekonomisi açısından düşünülebilir ancak bu durum esasa ilişkin sonuçlar doğuracağı için ve Yargıtay da hüküm mahkemesi olmadığı için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar veriyor.

Sonuç olarak Yargıtay aşamasında da davadan feragat edebiliriz. Ancak Yargıtay bir hüküm mahkemesi olmadığı için, feragat gereğince karar verilmek üzere dosyayı ilk derece mahkemesine gönderecektir.

Feragat ve kabulün sonuçları

MADDE 311- (1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.”

Örneğin, 10 bin liralık alacak davasından feragat ettik. Bu davanın derdestliği ne zaman sona erer? Davacının feragat açıklamasını yaptığı anda mı sona erer yoksa feragat üzerine verilen kararın şeklen kesinleştiği anda mı sona erer? Feragat davayı kendiliğinden sona mı erdirir yoksa hakim feragati esas alarak bir hüküm mü verir? Yargıtay’ın bu konuda farklı kararları var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.