Bir kimse temyiz kudretine sahipse, reşitse, kısıtlı değilse yani diğer deyişle tam ehliyetliyse kendisi dava açıp yürütebilir.Yasal temsilcinin iznine icazetine gerek olmadan. Ama tam ehliyetli bir kimsenin bir avukat tutup davayı onun aracılığıyla yürütmesine bir engel var mı? Yok. Kendisi de yürütebilir avukat aracılığıyla da yürütebilir.Bizim hukukumuzda avukatla temsil zorunluluğu yok.Başka ülkelerde var. Mesela Alman hukukunda asliye mahkemelerinden itibaren avukat tutma zorunluluğu var. HMK’ nın ilk tasarısında 50 bini gecen alacaklar için avukatla temsil zorunluluğu getirilmişti. Daha sonra buna karşı çıkıldı. Tasarıdan çıkarıldı.

Avukatlık kanununa göre en az 3 avukat bulunan yerlerde ancak bir baro levhasına kayıtlı olan avukat vekalet ehliyetine sahiptir.Avukatlık unvanı ancak bir baro levhasına kaydedilmekle kullanılabilir. Avukatlık kanununa göre avukatların bu bakımdan tekel hakkı var. Elini kolunu sallayan davayı takip edemez mutlaka avukatlık unvanına sahip olmak gerekir. İstisnaları var. Kadastro davalarında karı koca davada menfaatleri zıt değilse birbirlerini vekil olarak tayin edebilirler. Avukat olmasalar bile.Kural olarak ancak bir baro levhasına kayıtlı olanlar davaya vekalet ehliyetine sahiptir. Bu da dava şartıdır. Ama en az 3 avukat olmayan yerlerde dava takipçileri de baroda tutulacak özel bir listeye kaydedilerek davayı takip edebilirler.

Çok küçük bir ilçede örn 2 avukat var.Bu işlerden anlayan hukuk bitirmiş yada yarım bırakmış yada adalet yüksekokulunu bitirmiş bu işlerden de anlayan kişi o listeye kendini yazıp davayı takip edebilir. Buna da dava takipçiliği deniyor.Ama oradaki avukat sayısı 3′ ü bulduğu zaman bunların yetkisi de sona eriyor.Avukat stajyerler henüz avukat değil.Ama avukatlık kanununa göre yanında çalıştığı avukatın yazılı muvafakatı ile avukatın bağlı olduğu işlerde icra dairelerinde sulh hukuk mahkemesi düzeyinde dava takip edebilirler. Kendileri vekalet alamıyorlar dikkat edin ,avukatın aldığı işlerde.Kendileri adına değil. Bir kimsenin birden çok avukatı olabilir.Bu durumda onlardan herbirisi davadan vekaletten kaynaklanan yetkilerini tek başına kullanabilir. Tebligat bakımından önem taşır avukatın olup olmadığı davada.

Tebligat kanuna göre bir kimsenin vekili varsa tebligat mutlaka vekile yapılır. Müvekkile yapılan tebligata usulsüz tebligat denir. Birden fazla vekil varsa ilkine yapılan tarihli tebligat yapılmış sayılır. 3 tane avukatı var birine bugün diğerine yarın diğerine öbür gün yaptık ilkine yapılan tarih sayılıyor. Avukatlık kanununda önemli bir hüküm var işin reddedildiğinin bildirilmesi. Avukat acaba her türlü işi kabul etmek zorunda mı?kanuna ahlaka her şeye aykırı? Avukat kendisine teklif edilen işi sebep göstermeden reddedebilir. Mecbur değil istediği davayı alır istediğini almaz. Reddin iş sahibine gecikmeden bildirilmesi gerekir. Vekaletinizi alamayacağım demesi gerekir. Ama işi 2 avukat tarafından reddedilen kimse baroya başvurarak kendisine avukat tayini isteyebilir. Tayin olunan avukatta baro tarafından verilen ücret karşılığında davayı takip etmek zorundadır.

Davayı önce bir avukata vermiş kimsenin bu davada daha sonra başka bir avukata vekalet verebilmesi, ilk avukatın yazılı muvafakatına bağlıdır.Bu önemli bir hüküm.Avukatı baştan belirlemek çok önemli sonradan azletmek de zor.Çünkü parasını vermemiz lazım vekaletten azledersek.Başta tuttuğumuz avukattan vazgeçebilmemiz için yani başka bir avukat tutabilmemiz için ilkinin yazılı muvafakatı gerekir.Evet yazılı muvafakat veriyorum ben davadan çekiliyorum öteki avukat davayı takip edebilir demesi lazım.Ama muvafakat vermezse ilk avukatın vekaleti kendiliğinden sona eriyor,ama vekalet ücretine de hak kazanıyor(haklı bir sebep yoksa).Haklı bir sebeple azil sebebi yaratmamışsa vekalet ücretini vermek zorundayız.Ama vekalet sona eriyor.Davaya vekalet olsa bile davanın sahibi müvekkildir.Avukatın kendi davası değil,müvekkilinin davasını takip ediyor.O bakımdan müvekkil davanın takibiyle ilgili olarak avukatına her türlü talimatı verebilir.Avukat bu talimatlara uymak zorundadır.Eğerki davaya vekaletle ilgili avukatlık kanunda,hmk da hüküm yoksa o zaman borçlar kanundaki temsile ilişkin hükümlerden yararlanılır.Boşluk olmasın diye oraya atıf yapıyor.

Davaya vekalet ehliyeti olmayan kimse başkası adına vekil olarak dava açamaz.Davaya katılıp yargılamayla ilgili bir işlem yapamaz.Ama avukat stajyer gitti birisi adına dava açtı.Hakimin hemen bu davayı reddetmemesi lazım.Çünkü kişi kendisi de gidip davayı açabilir.İlla avukat tutma zorunluluğu yoktur.O zaman bu kişiye tebligat yapıp sizin adınıza dava açıldığı ama bu kişinin davayı takip etme ehliyeti yok buna icazet veriyor musunuz diye hakimin sorması lazım.Bunun gerekçesi usul ekonomisi.Açılmış bir dava var.Eğer icazet veriyorsa bundan sonraki duruşmalara kendisi gelip davasını takip edebilir,usul ekonomiside bunu gerektirir.Davaya vekalet ehliyeti olmayan bir kimse açılmış bir davaya da katılamaz.Bu davaya bundan sonra ben gireceğim diyemez.Böyle bir durum olursa usul ekonomisi bakımından hakimin  bir kereye mahsus olmak üzere müvekkile kısa bir süre verip icazeti olup olmadığını sorması gerekir.Aksi takdirde usul ekonomisine aykırı olurdu.

Davaya vekaletin kanuni kapsamı

Bir kimseye vekalet vermişsek bu vekaletin kapsamı nedir bu vekil neleri yapabilir? Vekil çok genel bir tabirle bak kardeşim sen benim gibisin kendimin yerine seni koydum demektir. İşte bir kimseye vekalet vermişsek (HMK anlamında) onun o davada doğal olarak bazı işlemleri yapma yetkisini baştan kabul etmiş sayılırız. Avukata dava vekaleti verip de bak sana vekalet veriyorum da hiçbir şekilde duruşmaya girmezsin diyemem. Avukatın müvekkiline sormadan ondan özel bir yetki almadan yapabileceği işlemlerin kapsamına davaya vekaletin olağan kapsamı denir. Bir kimseye vekalet vermişsek bu vekaletten dolayı kanunen bu avukat bazı şeyleri doğal olarak yapma yetkisine sahiptir. Bunu müvekkiline sormasına ondan özel yetki almasına gerek yok.Ama o davaya vekaletin kanuni kapsamı dışında kalan bazı işlemleri yapabilmesi için avukatın müvekkilinden özel yetki alması gerekir.Bunlara özel yetki gerektiren haller denir.

Davaya vekaletin kanuni bir kapsamı var olağan bir kapsamı var.Avukat onları serbestçe yapabilir müvekkiline sormak zorunda değil. Ama onun dışındaki bazı işlemler mutlaka vekaletnamesinde yazması gerekir.Yazmıyorsa o işlemleri yapamaz.İşte davaya vekalet özel yetki verilmesi gereken haller saklı kalmak kaydıyla hüküm kesinleşinceye kadar vekilin davayı takip için gerekli bütün işlemleri yapmasına,hükmü yerine getirmesine,yargılama giderlerini tahsil etmesine bunlara ilişkin makbuz verilmesine ve bu işlemlerin kendisine karşı da yapılabilme yetkisini ifade eder.Yani birine vekalet vermişseniz hüküm kesinleşinceye kadar avukatın bu işlemleri yapmasını baştan kabul ediyorsunuz demektir.

Hatta davaya vekaletin olağan yetkisinin kapsamını vekaletnameye birtakım şartlar yazarak sınırlandırırsanız bu karşı taraf bakımından geçersizdir diyor kanun. İç ilişkide geçerli olabilir ama karşı taraf bakımından geçersiz. Mesela avukata vekalet verdik vekaletnamede yazdık hiçbir şekilde benim adıma tebligat kabul edemez diye. Avukatım olduğunu bilen diğer taraf da avukatıma tebligat yapmaya devam ediyor. Tebligat usulsüz müdür?Hayır kaşı taraf bakımından geçersiz. Ben iç ilişkide avukat tebligat kabul edemez diye yazsam bile karşı taraf bakımından bu şart geçersiz. Çünkü tebligat kanununa göre de vekile yapılır diyor tebligat. O bakımdan davaya vekaletin( benim avukatım hiçbir şekilde duruşmaya giremez desem karşı taraf bakımından geçersiz) olağan kapsamını sınırlandıramıyoruz kaldıramıyoruz iç ilişkide geçerli olsa bile dış ilişkide karşı taraf bakımından geçersizdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.