1. Malvarlığını Artıran (2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu’na göre)
  2. Malvarlığında Eksilişe Yol Açan (4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na göre)

İdare kendisiyle sözleşme imzalayacak kişiyi bilhassa özel hukuk sözleşmesi imzalayacak kişiyi serbest iradesiyle seçemez. İdarenin, kanunların öngördüğü şekilde bir ihale usulü izlemesi lazım. Eğer Devlet İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu olmasaydı idare, özel hukuk sözleşmelerini ihalesiz yapabilirdi. Doğrudan doğruya Borçlar Kanunu’na tabi olurdu. Ama idarenin böyle bir sözleşme serbestesine tabi olması rahatsız edicidir. Çünkü idare kamu parasını harcarken ve kamu geliri elde ederken 3.kişilere menfaat sağlama amacı gütmemelidir. Gerçekten optimum rakamlar ve koşullar üzerinden hareket etmelidir.

İdare ihale ile ilana çıkar ve yerli yabancı herkese yeni bir havaalanı yaptıracağını söyler. (Para harcayacağı için Kamu İhale Kanunu’na göre) Özel şirketler, yatırımcılar bu ilanı görürler; teklifler sunarlar; idare teklifleri alır; gelen teklifler üzerinde pazarlıkta bulunur bu arada teklifi alınmayan birisi “benim teklifimi neden almadınız?” diyerek dava açabilir. Nihayetinde bütün bu süreç biter ve bir tek firma kalır. X firması idare ile bu sözleşmeyi imzalamak açısından en uygun firmadır, ihale kanununu izledik bizi X firmasına ulaştırdı denilir. İdarenin burada takdir yetkisi yoktur, kanunu takip ederek firmayı belirlemek zorundadır.

Kamu İhale Kanunu 2002 yılında AB uyum süreci çerçevesinde çıkarıldı. İlk başta yolsuzlukları engelleyen bir kanundu ancak 13 yılda yapılan 183 değişiklikle amacından saptı. İdareler bu kanuna ilk başta kamu parasını rahat harcayamadıkları gerekçesiyle karşı çıktılar, hâlbuki bu kanun kamu parası rahat harcanamasın diye çıkartıldı.

İDARİ SÖZLEŞMELER

  • Mali İltizam Sözleşmesi

Böyle bir sözleşme en son 70’li yılların başında vardı. Günümüzde hiçbir örneği yok ama yapılabilir, herhangi bir engel yok. Osmanlı’nın son döneminde yaygın şekilde kullanılmış. Bazı bölgelerde otoritesi sarsıldığı için vergi toplayamayan Osmanlı, o bölgelerde vergi toplama işini özel kişilerle yaptığı sözleşmeler aracılığıyla yürütme yoluna gitmiştir. Bu sözleşmenin konusu kamu hizmeti olduğu için idari sözleşme olarak nitelendirilmiş. Toplumun önde gelen birisine “vergiyi sen topla, topladığın verginin şu kadarını bana getir kalanı senin olsun” demiştir Osmanlı. Bu bir idari sözleşme. Mültezimler bu yolla Osmanlı’nın vergi toplayıcıları olmuştur.

Bunlar kısa süreli sözleşmelerdir(1 veya 2 yıllık). Sözleşmenin özel kişi olan tarafı olan mültezim bir kar payı karşılığı bunu yapar, yürüttüğü kamu hizmetinden elde ettiği gelirin bir kısmı kendisine kalır.

  • İdari Hizmet Sözleşmesi

Çok yaygın bir şekilde yapılan sözleşme. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B bendinde geçer yani yasa koyucu tarafından düzenlenmiş bir sözleşme tipidir. Hem Anayasa hem Devlet Memurları Kanunu’na göre idarenin asli istihdam yöntemi memur almaktır. Memur kanuna göre alınır, kanuna göre çalıştırılır. Memurla idare arasında uyuşmazlık çıksa çıksa kanundan dolayı çıkar. Memur kamu hizmetine başlarken idareyle sözleşme imzalamıyor. İdare kural olarak sözleşmeyle işçi çalıştıramaz, kanunun öngördüğü şekilde memur alır. Kanundan doğan uyuşmazlıklar olacağı için bu uyuşmazlıkları da idari yargı çözer.

80’li yılların başında Turgut ÖZAL tarafından ileri sürülen idarenin de sözleşmeyle birilerini çalıştırabileceği görüşü yaygınlaşmıştır. İdare bir özel kişiden sözleşmeyle hizmet alacak olursa o sözleşmenin konusu kamu hizmeti olur.

  • Kamu İstikraz Sözleşmeleri

Diğer bir idari sözleşme tipi kamu istikraz sözleşmeleridir. Karzdan gelir. Karz, borç demektir. Dolayısıyla kamu istikraz sözleşmeleri de kamunun borçlanmasını sağlayan sözleşmelerdir. Bunları Danıştay yerleşik şekilde idari sözleşme olarak nitelendirmiştir. Çünkü kamu borçlanmasını, kamu hizmetinin bir parçası olarak görür. Burada eşitler arası bir hukuki ilişki olmadığını düşünür.

  • Kamu Hizmeti İmtiyaz Sözleşmeleri

Bir diğer sözleşme tipi kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleridir. En eski idari sözleşme tiplerinden biridir. Bu anayasal bir sözleşme tipidir. Anayasa da yer alan tek idari sözleşme tipidir. Anayasa buna özel önem vermiştir. Çünkü bir dönem Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük sözleşmeleri bu kapsama giriyordu. Sayısı azalmakla beraber bu sözleşmeler hala vardır. Ancak günümüzde idare yavaş yavaş bu usulü terk ediyor.

Bunlarla beraber konusu kamu hukuku sözleşmesi olmasına rağmen, kanun koyucu tarafından özel hukuk sözleşmesi olarak nitelendirilmiş pek çok sözleşme vardır. Özellikle enerji, yap-işlet-devret alanında pek çok sözleşme vardır.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir