Kanunumuzda 187 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Dava da ne kadar haklı olursak olalım ispat edemezsek bir anlamı olmayacaktır.

İspatın konusu; taraflar arasında dilekçelerde ileri sürülen çekişmeli olan vakıalar olacaklardır. 187. Madde de bunu söylemektedir. Bu vakıaların ispatı için delil gösterilecektir. İlerde işleyeceğiz ispatı gerçekleştirme için başvurduğumuz araçlara delil diyeceğiz. Hakim taraflar arasındaki çekişmeli vakıaları ön inceleme aşamasında tespit ediyordu. Ön incelemede bu dilekçeler tutanağa geçirilir. Tahkikatta da bu tutanakta yazılan ve çekişmeli olan vakıalar hakkında ispat faaliyetinde bulunulur.

Karşı Delil

Diğer taraf ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyetli için delil sunan taraf ispat yükünü üzerine almış sayılmaz. Örneğin Onur, Selçuk’a 10 lira borç verdim diye dava açıyor. İspat yükü iddiacı olan Onur’dadır. Selçuk cevap dilekçesinde, bu borcu ödediğine ilişkin Onur’dan aldığı makbuzu dava dosyasında sunmuşsa davalının sunduğu bu delile karşı delil denir. “İspat yükü kendisine düşmeyen tarafın gösterdiği delile karşı delil denir”.  Şuna dikkat edelim; Davalı veya ispat yükü kendisine düşmeyen tarafın karşı delil sunması ispat yükünü üzerine aldığı anlamına gelmez.

Delillerin Gösterilmesi

Taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda delillerin gösterilmesi;

Taraflar dilekçelerinde ellerinde bulunan yazılı delilleri, dilekçelerine ekleyip mahkemeye sunmak zorundadır. Eğer deliller başka yerlerden getirilecekse delillerin nerede olduğu gibi gerekli açıklamalar yapılmalıdır. Bu anlatılan kurallar HMK m. 121′ de yer almaktadır.

HMK m. 121‘ e baktığımız zaman;

    ”Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.”

Delillerin İncelenmesi

Kanuna göre deliller tahkikat aşamasında incelenir. Tarafların gösterdikleri deliller birlikte incelenip değerlendirilir. Çünkü bir delilin incelenmesi halinde diğer delillerin incelenmesine gerek kalmayabilir. Bu yüzden eğer mümkünse deliller aynı oturumda birlikte değerlendirilmelidir.

HMK m. 196′ ya göre delil gösteren taraf karşı tarafın açık rızası olmadıkça o delile dayanmaktan vazgeçemez.

Dava dilekçesinde gösterilen vakaların ve netice-i talebin değiştirilmesi yasağı karşımıza iddiayı ve savunmayı değiştirme yasağı olarak çıkmaktadır. Görüldüğü gibi iddiayı ve savunmayı değiştirme yasağı karşımıza sadece vakalarda ve netice-i talepte karşımıza çıkmaktadır. Yani delillerin değiştirilmesi ile iddiayı ve savunmayı değiştirme yasağı arasında herhangi bir ilişki yoktur. Yani karşı tarafın açık rızası ile her zaman  bir delile dayanmaktan vazgeçilebilir.

Delillerin Tasnifi

Delil, çekişmeli vakaların ispatı için gösterilen araçlardır. Usul Hukuku’nda deliller ‘kesin deliller’ ve ‘takdiri deliller’ olmak üzere ikiye ayrılır.

Kesin delil, hakimi bağlayıcı olan, hakimin aksine karar veremeyeceği delillerdir. Yani kesin delilin varlığı halinde hakim, vakayı kesin delilin gösterdiği şekilde sabit saymak zorundadır. Kesin deliller, senet, yemin ve kesin hükümdür.

Takdiri delil ise hakimin serbestçe takdir edebileceği, gerekçesini ortaya koymak kaydıyla aksine de hüküm verebileceği delillerdir. Tanık beyanı, bilirkişi raporu ve keşif tutanağı esas takdiri delilleri oluşturur. Ancak kanunda yer alan ‘usul kanununda düzenlenmemiş deliller’ de takdiri delil sayılabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir