1-Anayasa 

Hakimlerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı, adil yargılama hakkı , usul ekonomisi ilkesi…

2-Taraf Olduğumuz Uluslararası Sözleşmeler

3-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 

Bizim ana kaynağımız bu. Eskisinin adı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu idi.

4-Diğer Kanunlardaki Usul Hükümleri

(Hukukta bir kuralın nerede yer aldığı önemli değildir. O kuralın hüküm ve sonuçlarını hangi hukuk alanında doğurduğu önemlidir. HMK dışında başka kanunlarda yer alan usul hükümleri de var. Örneğin TMK’da usul hükümleri var. Onun TMK’da yer alması usul kuralı olmadığı anlamına gelmez. Aile Mahkemeleri Kanununda bir sürü usul hükmü var. O halde kuralın nerede yer aldığı değil, hüküm ve sonuçlarını hangi hukuk alanında doğurduğuna bakacağız.)

5-5235 Sayılı Mahkemeler Teşkilatı Kanunu

Kaç tane mahkeme oluşacak, kaç hâkimden oluşacak…

6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği

7-Yargıtay kararları ve Doktrin

 

Şimdi genel olarak 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunundan bahsedeceğiz. 6100 Sayılı HMK yürürlüğe girmeden önce İsviçre’nin Neuchatel Kantonundaki usul kanununu biz almışız. Tabi cumhuriyetin ilk yıllarında başka ülkelerden aldık kanunları, kimse yok çünkü. Aldığımız o kanun 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlükten kalktı ve o tarihte başka bir kanun yürürlüğe girdi : Hukuk Muhakemeleri Kanunu. Peki böyle bir kanun hazırlanmasına neden ihtiyaç duyuldu , neden yeni bir kanun hazırlandı :

1-HUMK çok değişmişti, 30-40 defa değişti. Artık ihtiyaçlara cevap vermiyordu hükümleri. Toplum değişiyor, hayat değişiyor ama kanun yeterli değil. Sonraki kanunun öncekinden daha iyi olması gerekir. Bizim ülkemizde usul kanunları değiştirilirken hep aynı amaçla hareket edilmiş : Yargının çabuklaştırılması. Çünkü bizde yargılama yavaş işliyor bizde. Eski HUMK çok eskiydi . Gene makul sürede yargılamanın sağlanması. İnsan Hakları Mahkemesi bizi en çok makul sürede yargılama yapamadığımız için mahkum ediyor.

İsviçre’de de kanun değişti. İsviçre Federal Usul Kanunu yürürlüğe girdi. Peki bu HMK yapılırken hangi felsefeden hareket edildi, kanuna yön veren temel düşünce ne oldu? Kanun komisyonları, kanun koyuncu bir kanunu yapmadan önce şunu düşünüyor: Acaba biz eskiyi tamamen yok mu sayalım, yepyeni bir kanun mu çıkaralım ; yoksa mevcudu mu değiştirelim ? Bizim kanun koyucumuz yepyeni bir yargılama usulü getirdiğimiz takdirde kullanışımızın çok zor olacağını düşündü. Mevcut kanunu muhafaza edip yenileyelim, kanunun aksayan yanlarını düzeltelim, ihtiyaç varsa yeni kurallar, yeni kurumlar ihdas edelim, dilini sadeleştirelim dedi. 1086 sayılı eski HUMK kanunu esas olarak korundu. HMK tamamen yeni bir kanun değil. Eski kanunun revize edilmiş hali değil.

2-Yeni Kanunda asliye hukuk-sulh hukuk mahkemesi ayrımı muhafaza edilmiş. Eskiden sulh hukuk-asliye hukuk ayrımı vardı, bu çok tartışıldı doktrinde. Ne gerek var buna, vatandaşın kafası karışıyor. Ama kanunumuz bu sulh mahkemesi-asliye mahkemesi ayrımını muhafaza etti. Etti ama malvarlığından doğan davalarda asliyeyi görevli kıldı, çekişmesiz yargı işlerinde sulhu görevli kıldı ve böylece bir denge sağlamaya çalıştı diyebiliriz.

3-Güncel ve anlaşılabilir bir dil kullanılmıştır.

4-Kanun maddeleri teselsül ettirildi ve madde başlıkları konuldu. Eski kanunda madde başlıkları da yoktu.

5-Genel olarak ayrıntılı düzenlemeler yapılmasından kaçınılmıştır. Kanunda zaten genel, soyut kurallar bütünüdür. Her şeyi kanunlara yazamayız (Prusya Genel kanunu 60.000 madde). Çekişmesiz yargı hariç çünkü onda kazuistik bir yöntem belirlenmiş. Bunun gerekçesi de mantıklı: Biz bildiklerimiz sayalım, hâkimler tereddüt etmesin. Sınırlı bir sayma değil örnek olarak tabii ki.

6-Kanun hükümleri, yargılamanın aşamaları esas alınarak düzenlenmiş. Cevap dilekçesi ile karşı dava açılıyor. Ama cevap dilekçesi 100’lü maddelerde, karşı dava 300’lü maddelerde. Onu oraya yazmak lazım. Yani mantıksal olarak bütünlük taşıyan kurumların arka arkaya gelmesi lazım. Yeni kanun buna da dikkat etti ve böylece kolay, mantıki, sade ve basit bir sistematik anlayış benimsendi. Eskiden ikrar deliller arasında sayılmıştı. Şimdi ikrar deliller arasında sayılmadı, genel hükümlere konuldu. Demek ki biz onu genel hükümlere göre yorumlayacağız. Sistematik yorum da önemli kanun hükmünü dikkate alarak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.