Orta Çağda, Roma hukukunun ve kanonik hukukun etkileriyle ceza hukuku sosyal müesseseler olmaktan çıkarak hukuki müesseseler şeklini almıştır. Müşterek ceza hukuku esas olarak Roma ceza hukukunda şekillenmiş ve etkilerini 18. yüzyıla kadar sürdürmüştür.

Roma hukukunda, suç, kurulu meşru düzenin ihlâli ve ceza da Devletin suça karşı tepkisi sayılmaktaydı. Suçlar, topluma ve kişilere karşı işlenenler olmak üzere iki kategoriye ayrılıyordu. M.Ö. 672 – 674 yıllarında Sylla’nın ceza mevzuatında yaptığı reformdan sonra, usul kanunları çıkmış ve özel suçlar yanında kamusal suçlar kavramı da ilk kez benimsenmiştir. Ayrıca suça teşebbüs ve iştirak halleri de cezalandırılmıştır. Ceza hukukunun kaynağı İmparatorluk emirnameleri, senato kararları ve hukukçuların yorumları ve eserleriydi.

Bilimsel ceza hukukunun ilk temelleri, Roma hukukunda ve bu hukukta reform öneren çeşitli yazarların eserlerinde atılmıştır. İlk kez İtalya’da ortaya çıkan hümanizm ve Rönesans hareketleri, kişi özgürlüğü kavramının gelişmesini sağlamıştır.

Almanya’da 1530 ve 1532 yıllarında iki site meclisinin yayımladığı Carolina isimli eser, en önemli ceza hukuku külliyatlarından biridir. Hem ceza hukukunu hem de ceza muhakemeleri hukukunu kapsayan bu eser, kaynaklarını, Roma ceza hukukundan, kanonik hukuktan ve mahalli örf ve âdet kurallarından ve tabii ki dönemin hukukçularının açıklama ve yorumlarından almaktaydı. Bugünkü Avrupa ceza hukukunun ilk temelleri de bu eserle atılmıştır diyebiliriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir