Hmk 407 den itibaren tahkim i düzenler. Bu kanunlar yabancılık unsuru içermeyen durumlarda uygulanır. Yabancılık unsuru içeren durumlarda ise milletlerarası tahkim kuralları uygulanır.

Tarafların, aralarındaki uyuşmazlıkları, ihkak-ı yak yasak olduğundan mahkemeye götürmeleri gerekir. Ancak mahkeme dışı çözüm yolları da var. Bunlardan biri de tahkim.

Tahkim, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı, devlet mahkemelerine gitmek yerine hakem denilen kişilere gördürmelerini sağlayan istisnai uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Tahkimde, devlet mahkemelerindeki katı yargılama kurallarından, katı usul kurallarından kurtulunuyor. Tahkimde taraflar adeta kendi yargılama düzenlerini kendileri yaratıyorlar. Hakemler hiçbir usule bağlı olmak zorunda değil, kendileri bile usul yaratabilirler. Yeter ki emredici usul ilkelerine, temel ilkelere aykırı olmasın.

Bizim usul kanunumuzda ad hoc tahkim düzenleniyor. Yani tamamen tesadüfi tamamen rastlantısal tahkim. Yani bu hükümler ancak taraflar tahkime giderse uygulanabilir, hiç kimse tahkime gitmezse bu hükümler hiçbir şekilde uygulanamaz.

Davaya daha uzman kişiler bakar, dava daha kısa sürede sonuçlanır, taraflar yargılama düzenlerini kendileri oluştururlar. Bu yüzden tahkim tercih edilir.

Ancak tahkim kişiyi tabii hakimden uzaklaştırır. Güvenceli adaletten uzaklaştırır.

Bütün uyuşmazlıklar tahkime gidemez. 408. madde uyarınca; taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan doğan uyuşmazlıklar ve iki tarafın iradesine tabi olmayan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Mesela boşanma davasını hakeme götüremeyiz. Tahkim için kişilerin üzerinde tasarruf edebilecekleri bir uyuşmazlık konusu olması gerekir.

410. madde uyarınca, tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme, bölge adliye mahkemesidir. Bazen mahkemelerden de yardım alınır. Bazı işlerde hakemlerin karar veremediği durumlarda mahkeme karar verir. Bu mahkeme de bölge adliye mahkemesidir.

Tahkim sözleşmesi iki bölümden oluşur. Birincisi hakem sözleşmesi ikincisi tahkim sözleşmesi. Hakem sözleşmesi hakemler ve taraflar arasında yapılır. Hakemleri, uyuşmazlığı çözmeye yetkili hale getirir. Tahkim sözleşmesi ise taraflar arasında yapılır. Tahkim sözleşmesinin konusu ; tarafların aralarındaki uyuşmazlığı hakeme götürmek. Tahkim sözleşmesinin en önemli unsuru; tahkim iradesinin açık olmasıdır. Aksi halde geçersizdir.

Tahkim sözleşmelerinde devlet mahkemelerinin yetkisi alternatif, seçimlik bir yetki olarak kararlaştırılamaz. Aksi halde tahkim şartı geçersizdir. Tahkim sözleşmesi yazılı olarak yapılmalıdır.

Esas olarak uyuşmazlık başlamadan önce tahkime başvurmak gerekir. Ama kanuna göre yargılama başladıktan sonra da hakeme başvurabiliyoruz. Dava görülürken de tahkim olabilir.

Arada geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmasına rağmen taraflardan birisi mahkemede dava açarsa, tahkim ilk itirazdır. Davalının mutlaka tahkim ilk itirazında bulunması gerekir. Zaten iki tane ilk itiraz var; biri kesin olmayan yetki diğeri de tahkim.

Hakemin verdiği ihtiyati tedbir kararı, kamu düzenine aykırı olabileceğinden dolayı, hakim tarafından kontrol edilir. Mahkemenin; bu ihtiyatı tedbirin icra edilebilirliğine şerh vermesi gerekir. Acil hallerde ihtiyati tedbir kararını mahkeme de verebilir, ancak bu kararı hakemler tamamen değiştirebilir ve kaldırabilir.

Hakemler taraflarca seçilir. Hakemleri reddedebiliriz. Red sebepleri tahkim sözleşmesinde açıkça yer alabilir veya tarafsızlığından kuşku duyuluyorsa hakemi reddedebiliriz.

Üç hakem varsa birini reddedersem buna diğer hakemler karar verir. Bütün hakemleri reddedersem buna da mahkeme karar verir. Hakemin reddi süresi seçildiğini öğrendiğimiz tarihten itibaren 2 haftadır.

Hakemler hangi yargılama usulüne göre karar verirler ??

Taraflar kararlaştırdıysa hakemler hmk ya göre çözebilirler, bambaşka bir yargılama usulü de kararlaştırabilirler. Hiçbir usule bağlı kalmayadabilirler. Ama yargılamanın temel ilkelerini ihlal edemezler. Yargıtay a göre hakemlerin kendi belirledikleri usule uymamaları bile bir bozma sebebi değil. Sadece temel yargılama kurallarına uymak önemli, ihlal edilmemeli.

Tahkimde dava açma tarihi hakem seçimine göre değişir. Taraflar, hakemi 3. Bir kişinin seçmesini kararlaştırabilirler, bu durumda dava 3. kişiye başvurulduğu tarihte açılmış sayılır. Hakemin seçimi mahkemeye de bırakılabilir, bu durum da hakem seçimi için mahkemeye başvurulduğu tarihte dava açılmış sayılır. Hakemlerin kim olacağı tahkim anlaşmasında yazabilir, bu durumda uyuşmazlık olduğuna dair hakemlere haber verildiği anda dava açılmış sayılır.

Taraflar arasında yapılan sözleşmede uyuşmazlık olursa tahkime gidileceğinin yer alması yeterlidir, tahkimle ilgili diğer konuların başta sözleşmede yer almasına gerek yoktur, bunlar daha sonradan da belirlenebilir. Önemli olan sözleşmede tahkim iradesinin yer almasıdır.

Tahkim sözleşmesinde hakemlerin seçimi taraflara bırakılmış olabilir. bu durumda davacı kendi hakemini seçer, davalıya 1 ay süre verir o a bu süre içinde hakemini seçer. İki hakem bir araya gelir üçüncü hakemi seçer. Bu durumda dava, davacının kendi hakemini seçip davalıya tebliğ ettiği tarihten itibaren başlamış sayılır.

Tahkimde hakemler 1 yıl içinde karar vermek zorundalar, ama taraflar aralarında kararlaştırarak buna 1 yıl daha ekleyebilirler.

Hakemler duruşma yapmadan, tamamen dosya üzerinden de karar verebilirler. Gerekli hallerde mesela delillerin toplanması gibi durumlarda mahkemeden yardım da talep edilebilir.

Feragat, geri alma, kabul, sulh gibi işlemler tahkimde de geçerlidir, yapılabilir.

Hakemler uyuşmazlığı hangi maddi hukuk kurallarına göre çözecekler ??

Eğer taraflar hakemlerin hangi maddi hukuk kurallarını uygulayacağını belirlemişlerse mutlaka ona uymak zorundalar. Sözleşmede dedik ki ‘hakemler hiçbir usul kuralına ve hiçbir maddi hukuk kuralına bağlı olmadan hakkaniyete göre karar vereceklerdir’ dedik. Bu geçerlidir.

Taraflar hangi maddi hukuk kuralının uygulanacağını belirlemedilerse bu durumda hakemler Türk maddi hukuk kurallarına göre yargılama yapıp karar verecekler.

Hakem kararlarının düzeltilmesi mümkündür. Ancak ilginç olan konu ‘tamamlayıcı hakem kararı’. Mesela mahkemede alacağınızı talep ettiniz bir de cezai şart talep ettiniz, hakim cezai şartı unuttu. Bu durumda hakemler tamamlayıcı hakem kararı verir. Aynı şey hakemler için de geçerli. Hakemler eğer eksik karar vermişse taraflardan biri 1 ay içinde talep eder ve yine tamamlayıcı hakem kararı ile durum düzeltilir.

Taraflar aksini belirlemedikçe tahkimde de tebligatlar tebligat kanununa göre yapılır, ama aksi kararlaştırılabilir.

Hakem kararlarına karşı istinaf yolu kesinlikle kapalıdır. Hakem kararlarına karşı öncelikle tahkim yerindeki mahkemede(ticaret mahkemesi) iptal davası açılır. İptal sebepleri de kanunda yazıyor.

İptal davasına rağmen talebi elde edemediysek, yeni karara karşı da 1 ay içinde temyize gidebiliriz. Yani hakem kararına karşı doğrudan temyize gidemeyiz.

Hakem kararlarına karşı yargılamanın iadesi yoluna gidilebilir.

Tahkim dışında uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak bir de arabuluculuk var. Taraflar yalnızca, üzerinde serbestçe tasarruf yetkilerini kullanabilecekleri uyuşmazlıklarda arabulucuya gidebilirler. Arabulucuya başvurmak tamamen ihtiyarıdır. Arabulucu, taraflar arasındaki müzakere süreci kopmasın diye var, taraflara çözüm öneremez. Taraflar kendi çözümlerini kendi bulurlar. Yani arabulucunun değerlendirme yetkisi yoktur. Arabuluculuk sonucunda taraflar anlaşmış ve bir karara varmışlarsa bu karar mahkemeye getirilir, mahkeme bu karara icra edilebilirlik şerhi verir. Mahkeme tarafından şerh verilen bu karar, icra iflas hukuku bakımından ilam niteliği taşır, yani ilamlı icra takibi yapılabilir.

Yargılama sırasında dahi arabulucuya gidilebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir