Matrah, verginin hesaplanması için saptanan değer veya miktardır. Yani vergi alınabilmesi için bir değere ya da miktara ihtiyaç vardır. Bazen vergiler şöyle alınır: mesela şekerin 1 kilosundan 1 kuruş gibi miktar üzerinden, bazen de 100 liradan %5 gibi değer üzerinden olacak şekilde. Yani bazen miktar, bazen değer üzerinden vergi alınması söz konusu oluyor.

Verginin hesaplanabilmesi için bir değer, miktar ya da iktisadi değere ihtiyacımız olduğunu söyledik. Örneğin binayı ele alalım emlak vergisinin konusunu bina ya da arazi oluşturur. Peki nasıl vergilendirilecek? Sonuçta orada bir oran söz konusu oluyor işte diyor ki büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise binanın değerinin binde 6’sı, değilse binde üçü gibi. O zaman benim bir değere ihtiyacım var o binde 3 ü binde 6 yı hesaplayabilmem için. Emlak vergisinde binanın değeri verginin matrahını oluşturur.

Bir takvim yılı içerisinde elde edilen kazanç ve iratlardan elde edilen gelirin (örn: avukatsanız müvekkile verdiğiniz hukuki hizmetlerden elde ettiğiniz gelir yani vekalet ücretleri, evinizi kiraya verdiyseniz kira geliri, arsa aldınız iki sene sonra değerlendi sattınız aradaki o değer artış kazancı, bankada mevduata para yatırdığınızda faiz gelirin)  safi tutarı( elinizde kalan net tutardır yani siz gelir elde ederken birtakım harcamalarda bulunmuşsanız mesela uyuşmazlık çözümüyle ilgili 32 cilt bir icra kitabı aldıysanız 1000-1500 tl sizin mesleki faaliyetinizi gerçekleştirmek için yaptığınız bir giderdir bunun gelirden düşülmesi sonu elde edilen tutar) gelir verginizin matrahını oluşturur.

Yani gelir vergisi matrahı hesaplanırken safi tutarın esas alınması demek kazanç elde edilirken o kazançla bağlantılı yapılan giderlerin gelirden düşürülüp arta kalan miktarı beyan edilmesidir. Örneğin; uyuşmazlık çözümü ile ilgili avukat olarak aldığınız kitap için verdiğiniz 1500 lira gelirinizden düşülür ya da Bolu’da, Muş’da duruşmanız vardı iki gün kaldınız yol, seyahat vs. masrafınız oldu bunların hepsi düşülür ya da büroya bilgisayar aldıysanız bunun amortismanı düşülür gibi. Safi olması bu demek yani o faaliyetin elde edilmesi için yapılan giderlerin ve birtakım indirimlerin düşülmesi ve bundan sonra arta kalan net tutarın matrahı oluşturmasıdır.

Bir uyuşmazlık örneği: noter 45-50 milyonluk bir hidroelektrik santraline ilişkin bir sözleşme onaylamış ama matrah acaba gerçekten 45-50 milyon mu yoksa belirsiz mi? Aradaki fark şu matrahın miktarı hesaplanamıyorsa, belirsiz ise maktu bir şey ödersiniz, matrah hesaplanabiliyorsa yani sözleşmede yer alan iktisadi değer hesaplanabilirse binde 8 üzerinden damga vergisi ödenmesi gerekir. Vergi idaresi burada binde 8 in ödenmesi gerektiğini düşünmekteydi. Bu durumda notere yüzde 10 idari para cezası verildi.

Damga vergisi hukuki işlemler üzerinden alınan vergidir. Damga vergisinde verginin konusu yasada tanımlanan kağıttır. Sözleşme akdedilmesi yani sözleşmelerin imzalanması damga vergisi bakımından vergiyi doğuran olaydır. Birtakım fesihname gibi tek taraflı hukuki işlemler damga vergisini oluşturan kağıtlardır ve bunlar içerisinde matrah ya maktu olarak ya da nisbi olarak belirlenir. Bu ya sözleşmedeki ya da hukuki işlemdeki değerlerden matrahı belirlenir. Matrah belirliyse nisbi, belirli değilse yani hukuki işlemden bir değer bulunamıyorsa maktu vergi ödenmesi söz konusudur.

Veraset intikal vergisinde ise verginin konusu mirasçılara aktarılan servettir. Menkul ve gayrimenkul malların aktarıldığını düşündüğümüzde bunların toplam değeri veraset intikal vergisinin matrahını oluşturur.

Vergi yasalarına baktığımızda temelde iki tip matrah vardır: spesifik matrah, ad valorem matrah.

  • Spesifik Matrah

Birinci tür olan spesifik matrahta matrahın; ağırlık, litre, metre gibi birtakım miktarlardan oluşması söz konusudur. Örneğin şekerin kilosundan 100 tl vergi alınacağı belirtilmişse vergi yasasında buradaki matrah spesifik matrahtır. Miktarı kilo üzerinden belirlenir. Ya da doğalgazın metreküpünden 30 tl, kumaşın metresinden 10 tl vergi alınması gibi düzenlemeler spesifik matrah örnekleridir. Bizim mevcut vergi yasalarımızdan birinde spesifik matrah kullanıldığını görmekteyiz. Yani tamamen spesifik matrahı esas almıyor ama pek çok unsuru vergilendirirken spesifik matrah oluşturulmuş durumda.

Mesela özel tüketim vergisine ekli birden fazla tarife vardır. Bu tarifelerin bazıları özel tüketim vergisine tabi, bazı mallar bakımından spesifik matrah belirlenmiş. Mesela malttan üretilen biralarda uygulanacak vergi miktarı litre başına 62 kuruş belirlenmiş. Yani bira malttan üretilmişse litre başına en az 62 kuruş özel tüketim vergisi olması gerekiyor. Mesela rakı iki litre kap içindeyse 77 lira olduğunu ifade etmiş yasakoyucu. LPG için birim litrede 85 kuruşluk vergi var. Özel tüketim vergisinde yaklaşık 20 kadar bu şekilde spesifik matrahın belirlendiğini görmekteyiz. Bunun dışında sistemde geçerli olan matrah belirleme biçimi ad valorem matrahtır.

  • Ad Valorem Matrah

Ad valorem matrahın Türkçesi “değer esaslı” demektir. Dolayısıyla burada vergi şunun yüzde 10’u, şunun şunun yüzde 25’i gibi birtakım değerler üzerinden hesaplanır. Mesela emlak vergisinde binanın değerinin binde altısı olmasında binanın değeri ad valorem matrahtır. Kurumlar vergisinde 1 yıl içerisinde elde edilen kurum kazancının yüzde 20’si ad valorem matrahtır, yani değeri esas almaktadır. Gelir vergisinde 15 ile 35 arasında, katma değer vergisinde bedelin yüzde 18’i gibi. Dolayısıyla değer olduğunda ad valorem matrahtan bahsetmek mümkün. Motorlu taşıtlar vergisinde ise arabanın silindir hacmi ve yaşı esas alınarak maktu bir miktar belirlenmiştir. Yani 1 ile 3 yaş arası 1300cc ile 1600 cc arası olan araç toplamda 600 küsur lira motorlu taşıtlar vergisi öder gibi. Buradaki matrah spesifik matrah olur. Bu eleştirilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir