Basit Yargılama – Yazılı Yargılama

Bir dava veya işin basit usule tabi olabilmesi için ya 216 da yazılan bir iş olması gerek ya da bu konuda özel hüküm olması gerek. Örn; kanunda yer alan hüküm gereğince icra mahkemeleri, tüketici mahkemeleri, kadastro mahkemeleri, sulh mahkemeleri, iş mahkemeleri basit usule tabidir.

Zaten yazılı usule tabi olan mahkemeler asliye hukuk, asliye ticaret, aile mahkemesi, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi. Bunlar dışındaki mahkemeler basit usule tabidir.

Basit usule tabi işlemleri kanun saymış; sulh mahkemesinin görevine giren işler, doğrudan dosya üzerinde karar verilmesi konusunda mahkemenin görevlendirildiği dava ve işler, ihtiyati tedbir, nafaka ve velayet davaları (nafaka davaları aile mahkemesinde görülür ve aile mahkemesi kural olarak yazılı usule tabi, ancak bu bir istisna), hizmet akdinden doğan davalar vs. Ayrıca diğer kanunlarda yer alan, yazılı yargılama dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler.

Demek ki basit usule tabi olması için ya özel bir hüküm olacak ya da belirtilen dava ve işlerden biri olacak.

Basit usulde de dava açmak ve davaya cevap vermek dilekçe ile olur. Cevap süresi tebliğden itibaren 2 hafta. Eger bu iki hafta içinde cevap dilekçesi vermek çok zor olacaksa hakimden 2 haftalık ek süre talep edilebilir. Yazılı usulde ise bu süre 1 haftadır.

Bir diğer önemli fark; basit yargılama usulünde taraflar yalnızca birer kez dilekçe verebilir. Yani yalnızca dava dilekçesi ile cevap dilekçesi var. Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi burada yok.

Basıt yargılama usulünde taraflar ellerinde bulunan delilleri mutlaka dilekçelerine ekleyerek mahkemeye vermek zorundalar. Yazılı usulde de böyleydi fakat gerektiğinde 2 haftalık ek süreden yararlanabiliyorduk. Ama basit usulde böyle bir durum yok.

İddia ve savunmayı değiştirme yasağı burada farklı. Yazılı yargılamada dava değiştirme yasağı cevaba cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar, savunmayı değiştirme yasağı ikinci cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar. Ön inceleme aşamasında iddia ve savunmayı değiştirmek yasaktır, ancak diğer tarafın açık rızasıyla değiştirilebilir veya taraf mazeretsiz duruşmaya gelmezse gelen taraf serbestçe değiştirebilir. Tahkikat aşamasında iddia ve savunmayı değiştirme yasaktır, bu yasak da ya diğer tarafın açık rızasıyla ya da ıslah ile aşılır.

Basit yargılamada ise biraz farklı. İddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı davanın açılması ile başlar. Savunmanın değiştirilmesi yasağı da cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.

Kanun burada ön inceleme ile tahkikatı birleştirmiş. Yazılı usulde ön inceleme ile tahkikat iki ayrı şekilde düzenlenir. Burada ise kanun uyarınca mahkeme mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Mümkün olan hallerde ise kastedilen şudur; basit usule tabi işlerin çoğu zaten dava değildir, ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz vs. bu sebeple bunlara dosya üzerinden karar verilebilir. Ama sulh mahkemesinde görülen bir tahliye davasını hakim dosya üzerinden karara bağlayamaz.

Daha önce karar verilemeyen hallerde mahkeme, ilk duruşmada, dava şartı ve ilk itiraz ile hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler. Basit usulde hakim kural olarak 3 duruşmada karar vermek zorunda. Bu 3 duruşmadan birincisi ön inceleme gibi yapılır, yani hakim ön incelemede yapacağı işlemi bu ilk duruşmada yapar, sonraki iki duruşmada da kararını verir. Yani basit usulde adeta ön inceleme ile tahkikat iç içe geçmiş diyebiliriz.

Bir diğer önemli fark da şu; yazılı yargılama usulünde davayı 2 kez yenileyebiliyorduk ve 3. Kez davayı takipsiz bırakırsak dava açılmamış sayılıyordu. Basit yargılama usulünde ise bir davayı en fazla 1 kez yenileyebiliriz ve dava 2. Kez takipsiz bırakıldığında açılmamış sayılıyor.

Bir diğer fark; tahkikatın tamamlanmasından sonra mahkeme tarafların son beyanlarını alır, yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder, taraflara beyanda bulunmaları için ayrıca süre verilmez. Oysa ki yazılı usulde hakim tahkikatın bittiğini tefhim eder, sözlü yargılama ve hüküm için ayrı bir duruşma günü belirler. Bunun mantığı da basit usulde çabuk hareket edilmek istenmesidir.

Basit yargılama usulünde kural olarak hakim kararın tefhimini bütün gerekçesiyle açıklayarak yapar. Oysa yazılı usulde hakim yazılı kararı açıklar, gerekçeli kararı ise 1 ay içinde açıklamak zorundadır.

Bir delilin sunulamaması tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa hakim burada da sonradan delil gösterilmesine izin verebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir