• Zapt nedeni, en geç sözleşmenin kurulduğu anda var olmalıdır.

Malın satım anında başkasına ait olması veya başkasının sınırlı ayni hakkı ile yüklü olması gerekir, en geç sözleşmenin kurulduğu anda başkasının bir üstün hakkı olması gerekiyor. Ya başkasının mülkiyetinde olacak ya da başkasının sınırlı bir ayni hakkı ile yüklü olacak, en geç sözleşmenin kurulduğu anda olacak. Sözleşmenin kurulmasından sonraki üstün hak iddiası, başka bir sorumluluğu gündeme getirir. Zapt sorumluluğu için en geç sözleşmenin kurulduğu anda o satılan eşya ile ilgili birinin üstün hakkı olması gerekiyor. Sözleşme kurulduktan ifasına kadar geçen aşamada herhangi bir şekilde satıcı kendi borcunu gereği gibi yerine getirmeyecek hareketlerde bulunursa, kurulmuş bir sözleşmeye aykırı davranmış oluyor.

  • Malın zilyetliğinin alıcıya geçirilmiş olması gerekiyor.

Alıcının elinden zapt edilmesi için demek ki alıcının elinde olması lazım eşyanın ki zapt edilebilsin. Bu doğal bir şart olarak görülüyor. Henüz zilyetliği devredilmemiş mala ilişkin üstün hak iddiası, genel sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabi oluyor. Genel sözleşmeye aykırılık iddialarının hedefi oluyor diyebiliriz bir başka deyişle.

  • Zilyetliği alıcıya geçen eşyanın sonradan onun elinden zorla alınması gerekiyor.

Yeni Borçlar Kanunu “zorla alma”yı artık mahkeme kararı olarak algılamıyor, bunu biliyoruz. Bazen de elden alınmayabilir. Zaptı zorla elden alma diye algılıyoruz, zapt sorumluluğunu devreye sokabilmemiz için eşyanın alıcının elinden alınması gerektiğini söyledik ama bazen şu da olabilir, elinden alınmaz, maldan gereği gibi yararlandırılmaması söz konusu olur. Başka bir kişinin sınırlı ayni hakkı olduğu için, başka bir kişinin üstün hakkı olduğu için gereği gibi yararlanamıyor, burada, üstün hak sahibi dediğimiz kişi, sadece bir yararlanma veya değerlendirme hakkına sahiptir. Buna da “bölümsel zapt” adı veriliyor, yani tam bir zapt yok mal elinden alınmış değil ama sonuçta başkası o maldan yararlandığı için biz alıcı olarak yeteri kadar yararlanamıyoruz. Buna bölümsel zapt deniyor.

  • 214/II. Fıkradan çıkarıyoruz, zapt nedenini bile bile devralmaması gerekiyor.

Bilgisiz olması, zapt nedeninden habersiz olması gerekiyor.

  • Sorumsuzluk anlaşmasının yapılmamış olması gerekiyor

Yani satıcı, bu sorumluluğunu bir anlaşma ile kaldırmamış olmalı. Ayıba karşı tekeffülde de aynı şeyden bahsedeceğiz. Bu kanunun emredici hükmü olmadığı için alıcı ben zapttan sorumlu değilim diyerek sorumluluğunu kaldırabilir, bunu bir sorumsuzluk anlaşması ile öngörebilir. Böyle bir anlaşmanın yapılmamış olması gerekiyor.

  • 215 gereği ihbar yükümünün de yerine getirilmiş olması gerekiyor.

Alıcının üçüncü kişinin hak iddiasını satıcıya ihbar etmiş olması gerekiyor. Bu halde satıcı nasıl davranacak? 3. Kişi bana ait olan bir mal senin elinde şu anda diyor, ya da benim sınırlı ayni hakkım var bu eşya üzerinde şu anda senin elinde diyor ve bizim alıcımız bunları ihbar ediyor satıcıya. 215 gereği ihbar etmesi gerekiyor.

ZAPTIN SONUÇLARI

Tam zapt ve kısmi zapt olarak ikiye ayırıyoruz.

Tam Zapt: Malın tamamen alıcının elinden alınmasıdır.

217. Maddede düzenleniyor.

Kısmi Zapt: Malın alıcı tarafından kullanılmasının veya maldan yararlanılmasının engellenmesidir.

218. Maddede düzenleniyor.

Tam zapt halinde satılan, alıcının elinden alınmıştır. Hiçbir şey yapamıyor artık alıcı.

217 diyor ki: Sözleşme, kendiliğinden sona ermiş sayılır. Alıcının bir şey yapmasına gerek yoktur. Sözleşme, kendiliğinden sona ermiş sayılıyor. Doktrin diyor ki: klasik anlamda burada aslında kanunkoyucu dönme hakkını kabul etmiştir. Doktrinin yorumu bu ama kanunun dediği, açıkça, kendiliğinden sözleşmenin sona ermiş olduğu.

Kısmi zapt halinde, yani eşyanın bir kısmı elinden alınmış ya da satılan ayni hakla yüklü olduğu için alıcı yeterince kullanamıyor, burada kısmi zapt halinde, alıcı, zararını isteyebilir diyor kanunkoyucu. Ben şunu şunu yapmak istiyorum ama bir başkasının sınırlı ayni hakkıyla yüklü olduğu İçin şu şu yetkilerimi kullanmıyorum diyen alıcı 218’e göre zararını istiyor. Bununla birlikte, alıcının, durumu bilse sözleşme yapmayacağı durumdan anlaşılıyorsa eğer hakimden sözleşmeyi sona erdirmesini isteme hakkı var. Mesela eşya üzerinde bir rehin hakkı olsun, alıcının kendisine satılmış eşya üzerinde rehin hakkı olduğunu bilseydi bu satış sözleşmesini hiç yapmayacağı sonucuna varabiliyorsak, hakim, sözleşmeyi sonlandırıyor. Sadece tazminat değil sözleşmenin sona ermesi söz konusu burada.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir